TSB’den iklim risklerine karşı finansal dayanıklılık vurgusu

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi 2026 kapsamında düzenlediği özel oturumda, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği risklere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi ve yeni stratejileri ele aldı. Oturumda, sigortacılığın yalnızca risk transferi değil, risklerin azaltılması ve doğru fiyatlanmasında da kritik rol üstlendiği vurgulandı.

Türkiye Sigorta Birliği, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi 2026 kapsamında “Uyum Finansmanı Perspektifinden: İklim Riskleri ve Yeni Stratejiler” başlıklı özel bir oturum gerçekleştirdi. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı’nın açılış konuşmasıyla başlayan oturumda, iklim risklerinin finansmanı, afetlere karşı dayanıklılığın artırılması ve sigorta sektörünün bu süreçteki rolü değerlendirildi.

Oturumun keynote konuşmasını gerçekleştiren DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, afet risklerinin finansmanı ve dayanıklılığın güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirkan, sigortanın yalnızca risk transferi sağlayan bir mekanizma olmadığını belirterek, risklerin doğru fiyatlandırılması ve azaltılmasını da teşvik ettiğine dikkat çekti.

“Sigorta ve risk azaltımı birlikte ele alınmalı”

Demirkan, sigorta ile risk azaltımının birlikte ele alınmasının hem beklenen kayıpların hem de koruma açığının azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. İklim değişikliğiyle birlikte afet risklerinin finansal boyutunun giderek daha kritik hale geldiğine işaret eden Demirkan, dayanıklılık politikalarında sigortacılığın önemine dikkat çekti.

TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ise iklim risklerinin öngörülmesi ve modellenmesinin her geçen gün daha önemli hale geldiğini belirterek, sigorta sektörünün bu süreçte merkezi bir konumda bulunduğunu ifade etti.

Obalı, iklim risklerine maruz kalan varlıkların önemli bir bölümünün halen sigortasız veya eksik sigortalı olduğuna dikkat çekerek, bu durumun iklim kaynaklı risklere karşı finansal korumanın güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi.

TSB’den COP31 vurgusu

Obalı, Türkiye Sigorta Birliği’nin Türkiye’de düzenlenecek COP31 sürecinde de sigorta sektörünün iklim riskleriyle mücadeledeki merkezi rolünü gündemde tutmaya devam edeceğini ifade etti.

Zirvede gerçekleştirilen oturumda; iklim risklerinin modellenmesi, afetlere karşı finansal dayanıklılığın artırılması, risk azaltım mekanizmaları ve sigortacılığın iklim değişikliğine uyum sürecindeki rolü başlıkları öne çıktı.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik 6 yılda 13,3 milyon müşteriye ulaştı

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, kuruluşlarının 6. yılında toplam 13,3 milyon müşteriye ve 791,7 milyar TL aktif büyüklüğe ulaştı. İki şirketin 2026’nın ilk yarısındaki toplam net kârı yüzde 48 artışla 24,5 milyar TL olurken, 6 yılda gerçekleştirilen hasar ödemesi 145 milyar TL’yi buldu.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, kuruluşlarının 6. yılını geride bırakırken sigorta ve bireysel emeklilik alanındaki büyüme sonuçlarını açıkladı.

Haziran sonu itibarıyla iki şirketin toplam aktif büyüklüğü 791,7 milyar TL’ye ulaştı.

Türkiye genelinde 2 bin 600’ü aşkın çalışanla faaliyet gösteren şirketler; 4 bin 500’ü aşan acente ve broker, 6 bin 300’ü aşkın anlaşmalı banka şubesi, sağlıkta 6 binden fazla anlaşmalı kurum ve kaskoda 4 bine yakın anlaşmalı oto servisinden oluşan hizmet ağıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

6 yılda 13,3 milyon müşteri

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, 6 yıllık dönemde toplam 13,3 milyon müşteriye ulaştı.

Bu dönemde hayat dışı branşlarda 72,5 milyon poliçe ile 432,3 milyar TL prim üretimi gerçekleştirildi. Hayat branşında ise 59 milyon poliçe karşılığında 88,3 milyar TL prim üretimine ulaşıldı.

BES ve Otomatik Katılım Sistemi’nde (OKS) toplam sözleşme sayısı 6,3 milyona, fon büyüklüğü ise 531 milyar TL’yeçıktı.

İlk yarıda toplam net kâr 24,5 milyar TL oldu

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, 6 yılda kaydedilen büyümeyi sigorta ve emekliliğin daha geniş kesimlere ulaştırılması hedefiyle birlikte değerlendirdiklerini söyledi.

Çakmak, “Bugün geldiğimiz noktada finansal gücümüzü ve sektörümüzdeki lider konumumuzu, daha fazla vatandaşımızı sigorta ve emeklilik güvencesiyle buluşturma sorumluluğuyla birlikte değerlendiriyoruz. Bizim için başarı sadece prim üretimini, fon büyüklüğünü ya da kârlılığımızı artırmak değil, sigortayı toplumun her kesimi için erişilebilir kılmak ve ülkemizde sigortalılığın yaygınlaşmasına katkı sunmaktır” dedi.

Şirketlerin 2026’nın ilk yarısındaki sonuçlarını da paylaşan Çakmak, Türkiye Sigorta’nın prim üretiminin yüzde 30 artışla 94,2 milyar TL’ye çıktığını belirtti. Türkiye Hayat Emeklilik’in hayat branşındaki prim üretiminin ise yüzde 52 artarak 23,4 milyar TL’ye ulaştığını ifade etti.

BES ve OKS’de 5 milyon katılımcı ve 531 milyar TL fon büyüklüğüne ulaştıklarını kaydeden Çakmak, bireysel emeklilikte en yüksek BES fon getirisiyle katılımcıların birikimlerine değer katmayı sürdürdüklerini söyledi.

Kârlılık 6 yılda 17 katına çıktı

Çakmak’ın verdiği bilgilere göre Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in toplam kârlılığı 6 yılda 17 katına çıktı. İki şirketin toplam net kârı 2026’nın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 24,5 milyar TL oldu.

Türkiye Sigorta’nın kasko ve tamamlayıcı sağlık ürün gruplarında fiyat artışına gitmeden büyümeyi sürdürdüğünü belirten Çakmak, 2026’nın ilk yarısında sigorta enflasyonunun üzerinde reel büyüme kaydedildiğini ve büyümenin teknik kârlılıkla desteklendiğini ifade etti. Çakmak ayrıca yatırım portföyünün çeşitlendirilmesi ve sigortaya erişimin artırılmasına yönelik hedeflerin gerçekleştirildiğini söyledi.

6 yılda 145 milyar TL hasar ödemesi

Şirketlerin 6 yıllık dönemde 16 milyon hasar dosyasını değerlendirdiğini açıklayan Çakmak, toplam 145 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirildiğini belirtti.

Çakmak, finansal performansın temelinde etkin risk yönetimi, mali disiplin, dengeli fiyatlama yaklaşımı ve sürdürülebilir büyüme stratejisinin bulunduğunu söyledi.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in kuruluşlarından bu yana ulusal ve uluslararası platformlarda toplam 182 ödül aldığını belirten Çakmak, Türkiye Sigorta’nın Brand Finance’ın en değerli markalar listesinde beş yıl üst üste yer aldığını, yenilenen mobil uygulamanın ise 9,5 milyon kullanıcıya ulaştığını kaydetti.

Stratejik varlıklara da güvence sağlıyor

Türkiye Sigorta’nın bireysel ve kurumsal sigortalıların yanı sıra Türkiye’nin stratejik varlıklarına da güvence sunduğuna dikkat çeken Çakmak, “Türkiye adını taşımanın gururu ve sorumluluğuyla milyonlarca vatandaşımızın yanı sıra köprülerden barajlara, uydulardan sondaj gemilerine, uçaklardan enerji santrallerine kadar ülkemizin stratejik değerlerine de güvence sunuyoruz” dedi.

Yenilenebilir enerji yatırımlarına sağlanan güvencelerle sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunduklarını ifade eden Çakmak, spordan çevreye, eğitimden toplumsal dayanışmaya uzanan alanlarda da çalışmalar yürüttüklerini belirtti.

Çanakkale’de 10 bin fidanlık hatıra ormanı

Şirketler, 6. yıl dönümü kapsamında çalışanları ve acenteleri adına toplam 10 bin fidan bağışlayarak Çanakkale’de Türkiye Sigorta Hatıra Ormanı oluşturdu.

Önümüzdeki dönemde farklı gelir grupları ve müşteri segmentlerine yönelik erişilebilir ürün ve hizmetleri geliştirmeyi sürdüreceklerini belirten Çakmak, “Adımızdan aldığımız güçle, güveni büyütmeye, daha fazla insanımızı güvenceyle buluşturmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz” dedi.

TSB’den Türk Dünyası Sigorta Birliği Genel Kurulu öncesi Gaziantep görüşmesi

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar ve Genel Sekreter Özgür Obalı, İstanbul İklim Finansman Zirvesi kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile bir araya geldi. Görüşmede, 9-10 Ekim’de Gaziantep’te düzenlenecek Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu’na yönelik hazırlıklar ve iş birliği alanları ele alındı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu öncesindeki hazırlıklarını sürdürüyor.

TSB Başkanı Ahmet Yaşar ve TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, 4 Eylül’de İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen İstanbul İklim Finansman Zirvesi’nde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile görüştü.

Genel Kurul 9-10 Ekim’de Gaziantep’te yapılacak

Görüşmenin gündeminde, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-10 Ekim tarihlerinde Gaziantep’te gerçekleştirilecek Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu yer aldı.

Yaşar, Obalı ve Şahin, Genel Kurul hazırlıkları kapsamında yürütülen çalışmaların yanı sıra süreçte geliştirilebilecek iş birliği alanları hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu, Türkiye’nin ev sahipliğinde sigorta sektörünün temsilcilerini Gaziantep’te bir araya getirecek.

Allianz Türkiye’nin “Dr. Allianz’ı” ile evden muayene dönemi

Allianz Türkiye, sağlık sigortası müşterilerine sunduğu Dr. Allianz hizmetiyle 7 gün 24 saat uzaktan sağlık hizmetine erişim imkânı sağlıyor. Sigortalılar, uygun tıbbi durumlarda görüntülü görüşmeyle muayene olabilirken doktor değerlendirmesi doğrultusunda e-reçete ve istirahat raporu da alabiliyor.

Allianz Türkiye, müşterilerinin yaşam boyu sağlık partneri olma hedefi doğrultusunda dijital sağlık alanındaki hizmetlerini geliştirmeye devam ediyor. 2 milyonu aşan sağlık müşterisi ve geniş sağlık ekosistemiyle faaliyet gösteren şirket, Dr. Allianz çözümüyle sigortalılarına sağlık hizmetlerine bulundukları yerden erişme imkânı sunuyor.

7 gün 24 saat hizmet veren Dr. Allianz kapsamında, uzaktan değerlendirmeye uygun durumlarda Allianz Sağlık Sigortası sahipleri fiziksel bir sağlık kuruluşuna gitmeden doktorlarla görüntülü görüşme gerçekleştirebiliyor. Görüşme sonucunda, tıbbi olarak uygun görülmesi ve ilgili mevzuatın izin vermesi halinde doktorlar uzaktan muayene gerçekleştirebiliyor, teşhis koyabiliyor ve e-reçete düzenleyebiliyor.

Muayeneden reçeteye dijital sağlık deneyimi

Dr. Allianz hizmeti, özellikle yoğun çalışma temposu nedeniyle sağlık kuruluşuna gitmekte zorlananlar, hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler ve sağlık hizmetlerine fiziksel erişimin güç olduğu bölgelerde yaşayanlar için kolaylık sağlıyor. Doktorların tıbbi değerlendirmesi sonucunda gerekli görülmesi halinde çalışan bireyler için istirahat raporu da düzenlenebiliyor.

Hizmet kapsamında oluşturulan e-reçeteler ise Allianz’ın mobil uygulaması Allianz’ım üzerinden görüntülenebiliyor. Poliçesinde ilaç teminatı bulunan sigortalıların reçeteleri, poliçe koşulları doğrultusunda Allianz tarafından provizyon değerlendirmesine alınabiliyor. Böylece sigortalılar, sağlık hizmeti sonrasındaki ilaç temini sürecini de dijital ortamda takip edebiliyor.

Kullanım limiti bulunmuyor

Yürürlükte sağlık sigortası bulunan Allianz müşterilerinin kullanım limitine tabi olmadan yararlanabildiği Dr. Allianz hizmeti, yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Sigortalılar, yurtdışı seyahatleri sırasında da 7 gün 24 saat doktorlara ulaşarak ihtiyaç duyduklarında sağlık konusunda yönlendirme alabiliyor.

Allianz Türkiye, dijital sağlık ekosistemine yönelik yatırımlarıyla sağlık hizmetlerine erişimde hız, kolaylık ve sürekliliği artırmayı hedeflerken, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre şekillendirdiği dijital çözümlerle sağlık sigortacılığındaki hizmet deneyimini de geliştirmeyi sürdürüyor.

Sigorta Sektör Ligi, Socca World Cup’a Play-In turunda veda etti

Türkiye’yi ve sigorta sektörünü Socca World Cup 2026’da temsil eden Sigorta Sektör Ligi, grup aşamasını ikinci sırada tamamlayarak yükseldiği Play-In turunda Hırvatistan’a mağlup oldu. Sigorta Sektör Ligi Kurucusu Muhammet Erdoğan, turnuva sonrasında yaptığı değerlendirmede sektörün bu tür organizasyonlara daha fazla sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’yi Socca World Cup 2026’da temsil eden Sigorta Sektör Ligi’nin turnuva yolculuğu Play-In aşamasında sona erdi. Dünyanın farklı ülkelerinden 48 takımın katıldığı organizasyonda Kazakistan, Belçika ve Irak ile aynı grupta mücadele eden takım, grubunu ikinci sırada tamamlayarak Play-In turuna yükseldi.

Sigorta Sektör Ligi, bu turda Hırvatistan karşısında aldığı mağlubiyetin ardından turnuvaya veda etti.

“Bu yolculuğun anlamı skordan çok daha büyük”

Sigorta Sektör Ligi Kurucusu Muhammet Erdoğan, turnuvanın ardından yaptığı değerlendirmede organizasyonda elde edilen sonucun ötesinde Türkiye’nin ve sigorta sektörünün uluslararası alanda temsil edilmesinin önemine dikkat çekti.

Erdoğan, “Elbette her spor yolculuğunun sonunda bir skor vardır. Ancak bizim için bu yolculuğun anlamı skordan çok daha büyük. Sahaya yalnızca bir futbol takımı olarak çıkmadık. Türkiye’yi temsil ettik. Sigorta sektörünü temsil ettik” dedi.

Ay-yıldızlı formayla mücadele ederek Türkiye’nin adını farklı ülkelerden sporcular ve organizasyonlar arasında duyurduklarını belirten Erdoğan, eksikleri ve geliştirilmesi gereken noktalar bulunduğunu da ifade etti.

Erdoğan, geride bıraktıkları mücadeleye bakıldığında Türkiye’yi ve sigorta sektörünü en iyi şekilde temsil ettiklerine inandıklarını söyledi.

“Sektörümüzün böyle hikâyelere daha fazla sahip çıkması gerekiyor”

Turnuvanın sigorta sektörü açısından taşıdığı mesaja da değinen Erdoğan, spor organizasyonlarının kurumlar arasında bağ kurma ve sektörün görünürlüğünü artırma potansiyeline işaret etti.
“Sektörümüzün böyle hikâyelere daha fazla sahip çıkması gerekiyor” diyen Erdoğan, sporun yalnızca sahada kazanılan bir maçtan ibaret olmadığını; insanları bir araya getirdiğini, kurumlar arasında bağ kurduğunu, sektörün görünürlüğünü artırdığını ve Türkiye’nin adını sınırların ötesine taşıdığını belirtti.

Sigorta Sektör Ligi organizasyonunu yıllardır büyütmeye çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, “Bugün geldiğimiz noktada, sigorta sektöründen bir takımın Türkiye adına Dünya Kupası’nda mücadele etmesi, aslında hepimizin ortak hikâyesidir. Keşke bu hikâyenin heyecanını ve gururunu daha fazla sektör paydaşımızla birlikte yaşayabilseydik”
değerlendirmesinde bulundu.

“Daha büyük hedefler için yeniden çalışmaya başlıyoruz”

Turnuvaya vedanın kendileri için bir son olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Daha yolun başındayız. Bugün burada bitirmiyoruz. Aksine, daha büyük hedefler için yeniden çalışmaya başlıyoruz” dedi. Erdoğan, ay-yıldızlı formayı taşıyan oyunculara, teknik ekibe, destek verenlere ve organizasyonun yolculuğuna inananlara teşekkür ederek mesajını “Türkiye için. Sigorta sektörü için. Sporun birleştirici gücü için” sözleriyle tamamladı.

Anadolu Hayat Emeklilik’ten gençlere yönelik yeni BES kampanyası

Anadolu Hayat Emeklilik, “İyi Gelecek Üyeliği” iletişim yaklaşımı kapsamında hazırladığı yeni reklam kampanyasını hayata geçirdi. “Türkiye’nin BES Modellerini Arıyoruz” mesajıyla hazırlanan üç filmlik kampanya, bireysel emekliliği mizahi bir anlatımla ele alarak özellikle gençlerin BES’e ilgisini artırmayı hedefliyor.

Anadolu Hayat Emeklilik, geçtiğimiz aylarda tanıttığı “İyi Gelecek Üyeliği” iletişim yaklaşımını yeni bir reklam kampanyasıyla sürdürüyor. Şirket, üç reklam filminden oluşan kampanyasında “BES Model” kavramını merkeze alıyor.

“Türkiye’nin BES Modellerini Arıyoruz” mesajıyla hayata geçirilen kampanya, model yarışmaları ile bireysel emeklilik sistemi arasında kurduğu kelime oyunu üzerinden ilerliyor. Model yarışmalarındaki yüksek katılım standartlarının aksine “BES Model” olmak için bireylerin kendilerine uygun bir emeklilik planı seçerek geleceklerini bugünden planlamaya başlamalarının yeterli olduğu mesajı veriliyor.

“BES Model” kavramıyla bireysel emekliliğe mizahi yaklaşım

Anadolu Hayat Emeklilik, yeni kampanyasında bireysel emekliliği gündelik hayatın içinden örneklerle ve mizahi bir dille anlatıyor. Kampanyada, iyi bir gelecek için belirli özelliklere veya koşullara sahip olmak gerekmediği; geleceğini planlamak isteyen herkesin ihtiyaçlarına uygun bir emeklilik planıyla harekete geçebileceği vurgulanıyor.

Üç farklı reklam filminden oluşan kampanyayla BES’in uzun vadeli bir planlama aracı olduğu mesajının daha geniş bir kitleye ulaştırılması amaçlanıyor.

BES’in gençlerin gündeminde daha fazla yer alması hedefleniyor

Anadolu Hayat Emeklilik, “İyi Gelecek Üyeliği” yaklaşımıyla bireysel emekliliği daha anlaşılır ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. “BES Model” kampanyasında ise özellikle gençlerin bireysel emeklilikle daha erken dönemde tanışması ve BES’in gençlerin gündeminde daha fazla yer edinmesi amaçlanıyor.

Kampanyada ayrıca farklı ihtiyaç ve beklentilere göre şekillendirilebilen emeklilik planları aracılığıyla geleceğe bugünden hazırlanılabileceğine dikkat çekiliyor.

Anadolu Hayat Emeklilik; BES Prime Emeklilik Planı, Geleceğe Yatırım Planı ve Çocuğum İçin BES ürünleriyle farklı ihtiyaçlara yönelik seçenekler sunuyor. Şirket, iletişim çalışmalarında geleceği bugünden planlama fikrini merkeze alarak bireysel emekliliği daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyor.

Anadolu Sigorta sağlık ağını İzmir ve Antalya’da genişletti

Anadolu Sigorta, Amerikan Hastanesi ile yaptığı yeni anlaşmayla İzmir ve Antalya’daki sağlık hizmeti ağını genişletti. İki şehirdeki Amerikan Hastanesi, şirketin Geniş Network’ünün yanı sıra Tüm Network kapsamına da dahil edilirken, Anadolu Sigorta’nın 2023’ten bu yana anlaşmalı ağına eklediği yeni sağlık kurumu sayısı 750’yi aştı.

Anadolu Sigorta, sağlık sigortalılarının farklı şehirlerde sağlık hizmetlerine erişimini artırmaya yönelik anlaşmalı kurum ağını genişletiyor. Amerikan Hastanesi ile gerçekleştirilen yeni iş birliği kapsamında İzmir ve Antalya’daki hastaneler, Anadolu Sigorta’nın Geniş Network ve Tüm Network seçeneklerine dahil edildi.

İlgili network’lere sahip Anadolu Sigortalılar, poliçelerinde bulunan teminat, limit, istisna, katılım payı, provizyon ve anlaşma koşulları doğrultusunda İzmir ve Antalya’daki Amerikan Hastanesi’nden sağlık hizmeti alabilecek.

Üç yılda 750’den fazla sağlık kurumu ağa katıldı

Anadolu Sigorta, 1 milyonun üzerindeki sağlık sigortalısına hizmet verirken Türkiye genelindeki anlaşmalı sağlık kurumu ağını da büyütüyor.

Şirket, 2023 yılından bu yana İstanbul’dan Doğu Anadolu’ya, Ege ve Akdeniz’den KKTC’ye uzanan farklı bölgelerde yaptığı anlaşmalarla 750’nin üzerinde yeni sağlık kurumunu ağına dahil etti. Amerikan Hastanesi ile İzmir ve Antalya’yı kapsayan yeni iş birliği de şirketin farklı şehirlerde sağlık hizmetlerine erişimi genişletmeye yönelik çalışmalarına eklendi.

“Bir tek sigortalımız bile varsa orası bizim için uzak değildir”

Anadolu Sigorta Sağlık Sigortaları Koordinatörü Didem Gürgensuyu Ermiş, sağlık sigortacılığında temel önceliklerinin sigortalıların yaşadıkları yerden bağımsız olarak ihtiyaç duydukları anda nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi olduğunu belirtti.

Sigortalıların Türkiye’nin dört bir yanında bulunduğuna dikkat çeken Ermiş, “Bu nedenle faal bir özel sağlık kuruluşunun bulunduğu her yerde onlarla anlaşmayı, mümkün olan her noktada sigortalımızın yanında olmayı önceliklendiriyoruz. Bir yerde bir tek sigortalımız bile varsa, orası bizim için uzak değildir. Çünkü biz sorumluluğumuzu nüfusa göre değil, insana göre tanımlarız” dedi.

Ermiş, güvenin umudun şimdiki zamanı olduğunu dile getirerek “Bizim işimiz de sigortalımızın ‘umarım yanımda olur’ dediği o hizmeti, bulunduğu her yerde bugünün güvencesine çevirmektir. Bir sağlık ağının değeri de en yoğun merkezlerdeki büyüklüğüyle değil, en uzaktaki insana uzanabilmesiyle ölçülür” diye konuştu.

Anadolu Sigorta’nın güncel anlaşmalı sağlık kurumlarına ilişkin bilgilere şirketin Sağlık Merkezi sayfası ve mobil uygulaması üzerinden ulaşılabiliyor.

DASK fonlarının yönetiminde yeni dönem

DASK’ın çalışma esaslarında yapılan değişiklikle kurum fonlarının yatırımında uygulanacak kurallar ve portföy sınırları yeniden belirlendi. Fonun en az üçte birinin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bakanlığın Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen belirli araçlarda değerlendirilmesi öngörülürken, mevcut yatırımların yeni esaslara uyumu için altı aylık geçiş süresi tanındı.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Doğal Afet Sigortaları Kurumunun (DASK) çalışma esaslarında değişikliğe gitti. “Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Düzenleme; DASK fonlarının hangi ilkeler doğrultusunda yatırıma yönlendirileceğinden portföy yönetimine ve yatırım sınırlamalarına, satın alma süreçlerinden SEDDK’ye yapılacak bildirimlere kadar çeşitli alanlarda yeni hükümler getiriyor.

Fon yatırımlarında üç temel ilke

Yeni düzenlemeye göre DASK fonunun yatırıma yönlendirilmesinde yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve varlıkların likit olması, anapara kaybı riskinin en düşük seviyede tutulması ve yüksek getiri sağlanması esas alınacak.

Fonun yatırıma yönlendirilmesine ilişkin esas ve usuller, 7 Mart 2019 tarihli ve 810 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak DASK Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek.

DASK fonunun, yıllık saklama payı tutarının iki katı ile muallak hasar, kredi ve reasürans ödemeleri gibi önemli büyüklükteki yükümlülüklerin toplamını aşması halinde, aşan tutar kadar vadesi bir yıldan uzun süreli portföy oluşturulabilecek. Bu portföyün vadesine göre likidite, anapara kaybı riskinin düşük tutulması ve yüksek getiri sağlanmasına ilişkin öncelik sıralaması değiştirilebilecek.

Fonun en az üçte biri Hazine araçlarında değerlendirilecek

DASK fonu, Teknik İşletici tarafından veya Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş kamu sermayeli ya da kamu sermayeli bankaların iştiraki olan portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilebilecek.

Yatırım kararlarının objektif bilgi ve belgelere dayandırılması ve Yönetim Kurulunun belirlediği yatırım kısıtlamaları, ilkeleri ve stratejilerine uyulması zorunlu olacak. Fon yatırımlarının takibi için Teknik İşletici, Yönetim Kuruluna her ay yatırım dağılımı ve getiri performansına ilişkin raporlama yapacak.

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen borçlanma senetleri ve kira sertifikalarına yapılan yatırımlar, DASK fonunun üçte birinden az olamayacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı veya Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen finansal varlıklar dışında, tek bir ihraççının sermaye piyasası araçlarına yatırılabilecek tutar ise kurum fonunun yüzde 10’unu aşamayacak.

Satın almalarda parasal sınır 1,2 milyon TL

Yönetmelik değişikliği DASK’ın satın alma süreçlerine ilişkin hükümleri de kapsıyor. Alınacak malın bedeli ile hizmetin yıllık bedeli için sınır, KDV hariç 1 milyon 200 bin TL olarak belirlendi. Bu tutar her yıl ilan edilen yeniden değerleme oranı kadar artırılacak. Deprem nedeniyle olağanüstü hal ilan edilen süre boyunca ise söz konusu tutar beş kat olarak uygulanacak.

Satın alma yöntemine bakılmaksızın bu tutarın beş katını aşan harcamalar için komisyon tarafından yapılan değerlendirme sonucunda düzenlenen raporlar, ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında Teknik İşletici tarafından SEDDK’ye bildirilecek.

Teklif sahipleri, istenen belgelerle birlikte teklif sahibi veya yetkili temsilcileri tarafından imzalanmış fiyat tekliflerini Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından sağlanan platform üzerinden elektronik ortamda ya da ayrı ayrı kapalı zarflar içinde, tekliflerin değerlendirileceği komisyon toplantısında teslim edecek.

Yeni yatırım kurallarına uyum için altı ay süre

Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yatırıma yönlendirilmiş fonların, Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği hükümleri saklı kalmak kaydıyla altı ay içinde yeni yatırım esaslarına uygun hale getirilmesi öngörülüyor.

Kamu sermayeli bankalar tarafından ihraç edilen borçlanma araçları ise itfa tarihine kadar portföyde tutulabilecek.

Düzenleme öncesinde satın alma esas ve usulleri DASK Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş işlemlerde de belirlemenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Türkiye’deki KOBİ’lerin %58’i siber saldırılara maruz kaldı

Kaspersky, İç Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen küresel araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, küresel çapta 100 ila 499 çalışanı bulunan işletmelerin yalnızca %14’ü son bir yıl içinde herhangi bir siber güvenlik olayıyla karşılaşmadı. Türkiye’de ise bu oran %43 olarak ölçüldü.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) siber suçluların radarına girmeyeceği yönündeki düşünce giderek geçerliliğini yitiriyor. Küçük ve orta ölçekli kuruluşların dijitalleşmesi hızlanırken siber saldırı düzenlemenin maliyeti de düşüyor. Bunun sonucunda tehdit aktörleri, büyüme aşamasındaki şirketlere daha fazla yöneliyor; yeni teknolojileri saldırı amacıyla kullanıyor ve siber güvenlikteki tüm olası açık noktalardan yararlanıyor.

Küresel siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketi Kaspersky, günümüz iş dünyasını tehdit eden en kritik riskleri ortaya koymak amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülkede*  KOBİ ve kurumsal ölçekli şirketlerdeki BT güvenliği uzmanlarıyla kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.

Çalışma, kuruluşların son bir yıl içinde ortalama üç farklı türde güvenlik olayıyla karşılaştığını gösteriyor. Küresel ölçekte KOBİ’lerin en sık karşılaştığı ihlallerin başında oltalama (phishing) (%20), yazılım açıklarının istismarı (%17) ve harici uzaktan erişim (%16) geliyor. Sıfır gün açığı (zero-day) istismarları ve güven ilişkisine dayalı tedarik zinciri saldırıları genel sıralamada daha geride kalsa da, bu son derece tehlikeli saldırı türlerinin her biri işletmelerin %8’inde görüldü. Olayların dağılımı tüm işletme ölçeklerinde benzerlik gösterirken; kitlesel zararlı yazılımlar, fidye yazılımları (ransomware), kurumsal e-posta dolandırıcılığı (BEC) ve yapay zekâ güvenlik açıklarının istismarı gibi tehditlerin büyük kurumlarda daha yaygın olduğu tespit edildi.

Türkiye’deki KOBİ’lerin karşılaştığı başlıca olay kategorileri küresel sonuçlarla benzerlik gösterdi. Yazılım güvenlik açıklarının istismar edilmesi %20 ile öne çıkarken, deepfake ve kimlik avı (phishing) saldırıları %15’er oranla ikinci sırada yer aldı. Zayıf veya çalınmış kimlik bilgilerinin kullanılması ise %13 oranında görüldü.

Katılımcılara, şirketlerinde başarılı siber saldırı riskini artıran ilk beş faktör de soruldu. Küresel ölçekte KOBİ’ler tarafından en çok işaret edilen iki etken insan kaynaklı riskler oldu: BT güvenlik personelinin uzmanlık eksikliği (%24) ve BT dışı çalışanların güvenlik farkındalığının yetersizliği (%23). Katılımcıların beşte birinden fazlası yetersiz BT güvenlik politikalarını (%21), güncelliğini yitirmiş yazılım ve donanımları (%21) ve BT güvenlik ekiplerinin aşırı iş yükünü (%20) kritik sorunlar olarak nitelendirdi.

Türkiye’de ise KOBİ’lerin siber risk profilini artıran temel unsurların başında, seyrek parola değişimi ve yetersiz yedekleme gibi yetersiz BT güvenlik politikaları (%35) geliyor. Bunu sırasıyla BT / BT güvenliği departmanındaki yüksek iş yükü (%30), BT altyapısı üzerinde merkezi kontrol eksikliği (%28) ve BT güvenliği konusunda kurum içi liderlik / sahiplenme eksikliği (%28) takip ediyor. Diğer öne çıkan faktörler arasında çalışanların BT güvenliği farkındalığının eksikliği (%25), güvenlik göz ardı edilerek alınan iş kararları (%25) ve yeni nesil güvenlik çözümlerini benimseme konusundaki isteksizlik (%25) yer alıyor.

KOBİ’lerin büyük bölümü siber saldırılara karşı güçlenmeyi planlıyor

Artan tehditler ve kurum içindeki zorluklara karşı KOBİ’lerin büyük bölümü BT güvenliği alanındaki çalışmalarını güçlendirmeyi planlıyor. Bu oran küresel ölçekte %70, META bölgesinde ise %69 olarak gerçekleşiyor. Türkiye’deki KOBİ’lerin %70’i BT güvenliği fonksiyonlarını geliştirmeyi planlarken, %70’i bu yıl siber güvenlik bütçelerini şimdiden artırmış durumda. Türkiye’deki işletmelerin %36’sı bütçesini BT ve BT güvenliği ekiplerini büyütmeye, %36’sı çalışanlara yeni güvenlik eğitimleri sağlamaya ve %29’u ise XDR, NDR ve SIEM gibi gelişmiş güvenlik çözümlerine geçiş yapmaya ayırdı.

İşletmelerin güvenlik yaklaşımlarını yeniden değerlendirmesini gerektiriyor

Kaspersky Birleşik Platform Ürün Grubu Başkanı Ilya Markelov “Her ölçekten şirketin farklı yöntemlerle hedef alınabildiği mevcut tablo, işletmelerin güvenlik yaklaşımlarını yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Gelişmiş saldırılar, parçalı güvenlik savunmalarını kolaylıkla aşabiliyor. Bu nedenle bunlara karşı koymak için gelişmiş araçların yanı sıra yetkin bir ekibe de ihtiyaç var. Ancak büyüme aşamasındaki şirketler çoğu zaman bütçe kısıtları ve dünya genelindeki bilgi güvenliği uzmanı açığı nedeniyle bu konuda zorluk yaşıyor,” diyor Kaspersky Birleşik Platform Ürün Grubu Başkanı Ilya Markelov. “Bu nedenle modern siber güvenlik çözümlerinin daha az kaynakla daha fazlasını sunması gerekiyor. İşletmelerin bulmakta zorlandığı ve yüksek maliyetli uzmanlık gerektiren karmaşık yeni araçları sisteme eklemek yerine, çözüm sağlayıcıların karmaşıklığı azaltmaya odaklanması gerekiyor” açıklamasını yaptı.

TSB, COP31 yol haritasını açıkladı

Türkiye Sigorta Birliği, COP31 öncesinde sigorta sektörünü iklim risklerinin ölçülmesi, azaltılması ve finansmanında etkin bir aktör olarak konumlandıran yol haritasını açıkladı. “Sigorta Evi” projesinin ayrıntılarının paylaşıldığı toplantıda, sektörün 2026 yılının ilk yarısına ilişkin göstergeleri ve 2030 hedefleri de kamuoyuna duyuruldu.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), bugün İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında sigorta sektörünün güncel görünümünü ve COP31 vizyonunu açıkladı.

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde hazırlanan yol haritasının merkezinde “Sigorta Evi” yer aldı. TSB, Sigorta Evi’ni yalnızca COP31 süresince faaliyet gösterecek bir etkinlik alanı olarak değil, konferans sonrasında da uygulanabilecek modeller, iş birlikleri ve kalıcı projeler üreten bir platform olarak konumlandırdı.

TSB’nin COP31 yaklaşımı; iklim risklerinin doğru ölçülmesi, etkin biçimde azaltılması ve sürdürülebilir yöntemlerle paylaşılması yoluyla iklim eyleminin ölçeklendirilmesine dayanıyor.

Sigorta sektörünün prim üretimi 744 milyar liraya ulaştı

Toplantıda paylaşılan verilere göre, Türkiye sigorta sektörünün prim üretimi 2026 yılının ilk yarısında 744 milyar liraya ulaştı. Prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 arttı.

Haziran 2026 itibarıyla hayat dışı branşlarda 629 milyar lira, hayat branşında ise 115 milyar lira prim üretildi. Sektörün toplam prim üretimi 2021’de 106 milyar lira, 2022’de 235 milyar lira, 2023’te 483 milyar lira, 2024’te 839 milyar lira ve 2025’te 1 trilyon 223 milyar lira olarak gerçekleşmişti.

Sektörün 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla ekonomiye sağladığı fon 3,6 trilyon liraya, aktif toplamı ise 4,4 trilyon liraya ulaştı. Sağlanan teminat tutarı da 2025 yıl sonu itibarıyla 1,3 katrilyon lira olarak açıklandı.

Türkiye’de faaliyet gösteren 67 sigorta, emeklilik ve reasürans şirketinin 44’ünü hayat dışı sigorta şirketleri, 19’unu hayat ve emeklilik şirketleri, dördünü ise reasürans şirketleri oluşturdu.

Aktif sigortalı sayısı 34,7 milyona ulaşırken, Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’ndeki toplam tekil katılımcı sayısı 16,9 milyon olarak kaydedildi.

Trafik branşı prim üretiminde ilk sırada

2026 yılının ilk yarısında 152 milyar liralık üretime ulaşan trafik sigortası, yüzde 20’lik payla prim üretiminden en yüksek payı alan branş oldu. Trafik branşındaki prim üretimi yıllık bazda yüzde 33 arttı.

Hastalık-sağlık branşı 145 milyar liralık prim üretimi ve yüzde 19’luk payla ikinci sırada yer aldı. Bu branştaki yıllık artış yüzde 35 olarak gerçekleşti.

Hayat branşında prim üretimi yüzde 46 artarak 115 milyar liraya ulaştı. Yangın ve doğal afetler branşında yüzde 23 artışla 97 milyar lira, genel zararlar branşında yüzde 52 artışla 83 milyar lira, kasko branşında ise yüzde 25 artışla 82 milyar lira prim üretildi. Diğer branşların toplam üretimi yüzde 10 azalarak 69 milyar lira oldu.

Branşların toplam üretimdeki payları trafik sigortasında yüzde 20, hastalık-sağlıkta yüzde 19, hayatta yüzde 15, yangın ve doğal afetler ile genel zararlarda yüzde 13’er, kaskoda yüzde 11 ve diğer branşlarda yüzde 9 olarak gerçekleşti.

Sektörün aktifleri ve özsermayesi büyüdü

TSB verilerine göre, hayat dışı sigorta şirketlerinin teknik kârı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 66,7 milyar liradan 2026 yılının aynı döneminde 75,6 milyar liraya çıktı. Dönem sonu kârı 54,9 milyar liradan 67,5 milyar liraya, brüt ödenen hasar tutarı ise 206,2 milyar liradan 286,1 milyar liraya yükseldi.

Hayat dışı şirketlerin toplam aktifleri aynı dönemde 1 trilyon 76 milyar liradan 1 trilyon 519 milyar liraya, özsermayesi de 252,7 milyar liradan 394,5 milyar liraya ulaştı. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 159,4’ten yüzde 173,4’e yükseldi.

Hayat ve emeklilik şirketlerinin teknik kârı ise 14,4 milyar liradan 25,3 milyar liraya çıktı. Dönem sonu kârı 24,1 milyar liradan 36,1 milyar liraya, brüt ödenen hasar tutarı 12,1 milyar liradan yaklaşık 21 milyar liraya yükseldi.

Bu şirketlerin toplam aktifleri 1 trilyon 856 milyar liradan 2 trilyon 862 milyar liraya, özsermayeleri ise 71,5 milyar liradan 117,4 milyar liraya ulaştı. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 297,7’den yüzde 300,9’a çıktı.

2026 yılının ikinci çeyreğinde hasar/prim oranı hayat dışı şirketlerde yüzde 70,6, hayat ve emeklilik şirketlerinde yüzde 21,8 oldu. Bileşik rasyo hayat dışında yüzde 91,7’ye, hayat ve emeklilikte yüzde 58’e yükseldi. Özkaynak kârlılığı hayat dışında yüzde 37,1, hayat ve emeklilikte yüzde 63,9; aktif kârlılığı ise sırasıyla yüzde 9,4 ve yüzde 16,3 olarak gerçekleşti.

BES ve OKS fon büyüklüğü 2,4 trilyon lirayı aştı

Emeklilik Gözetim Merkezi’nin Haziran 2026 verilerine göre, BES ve OKS’deki toplam fon büyüklüğü 2 trilyon 401 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın 2 trilyon 248 milyar lirası BES, 153 milyar lirası ise OKS fonlarından oluştu.

Toplam fon büyüklüğü 2022’de 433 milyar lira, 2023’te 756 milyar lira, 2024’te 1 trilyon 227 milyar lira ve 2025’te 2 trilyon 163 milyar lira düzeyindeydi. Böylece sistemin fon büyüklüğü beş yılda yaklaşık 5,5 katına çıktı.

BES ve OKS’de toplam tekil katılımcı sayısı Haziran 2026 itibarıyla 16,9 milyon oldu. Bunun 9,2 milyonunu BES, 7,7 milyonunu OKS katılımcıları oluşturdu. BES’ten emekli olanların sayısı da 2024’te 339 bin 524, 2025’te 432 bin 793 iken Haziran 2026’da 487 bin 118’e yükseldi.

Sigorta penetrasyonunda 2030 hedefi yüzde 4,7

Sunumda, Türkiye’de sigorta penetrasyon oranının 2025 yılı için yüzde 2,62 düzeyinde tahmin edildiği belirtildi. OECD ortalaması ise 2024 itibarıyla yüzde 6,2 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Türkiye’nin sigorta penetrasyonu OECD ortalamasının yaklaşık 3,6 puan altında kalıyor.

TSB, 2030 yılına kadar sigorta penetrasyon oranını yüzde 4,7’ye, toplam prim üretimini ise 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Sunumdaki projeksiyona göre, 2025’te 30,9 milyar dolar olan prim üretiminin beş yılda yüzde 62 artması öngörülüyor.

Türkiye’nin sigorta penetrasyon oranı 2014’te yüzde 1,72 düzeyindeyken 2020’de yüzde 2,20’ye yükselmiş, 2021’de yüzde 1,91’e gerilemişti. Oran 2022’de yüzde 1,94, 2023’te yüzde 2,30 ve 2024’te yüzde 2,48 olarak gerçekleşti.

Sektör doğrudan 27 bin 757 kişiye istihdam sağlıyor

Sigorta sektörü 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de doğrudan 27 bin 757 kişiyi istihdam ediyor. Sektörün 200 binden fazla kişiye de dolaylı istihdam sağladığı belirtildi.

Sektör çalışanlarının yüzde 56’sını kadınlar oluştururken, üniversite ve üzeri eğitim düzeyine sahip çalışanların oranı yüzde 80’e ulaştı.

Türkiye’de sigorta sektöründe her 1 milyon kişiye yaklaşık 323 çalışan düşerken, Avrupa’da bu sayı yaklaşık 1.770 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Avrupa’daki sigorta istihdam yoğunluğu Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katına ulaşıyor. TSB, sigorta penetrasyonu ve ürün çeşitliliği arttıkça sektörün istihdam kapasitesinin de genişleyeceğini öngörüyor.

Sigorta sektörü, doğrudan veya dolaylı biçimde 35’in üzerinde endüstriyle etkileşim içinde bulunuyor. Sektör; risklerin yönetilmesi, sermayenin korunması, yatırımların mümkün hâle getirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi bakımından ekonomide önemli bir rol üstleniyor.

Sigortaya iklim eyleminde üç temel işlev

TSB’nin COP31 vizyonunda sigortanın iklim eylemindeki rolü koruma, finansman ve dönüşüm olmak üzere üç temel işlev üzerinden tanımlandı.

Koruma işlevi; veri, modelleme, erken uyarı sistemleri ve risk mühendisliği aracılığıyla risklerin azaltılmasını kapsıyor. Finansman işlevi; sigorta, reasürans, risk havuzları, parametrik çözümler ve alternatif risk transferi mekanizmalarıyla risklerin paylaşılmasına dayanıyor. Dönüşüm işlevi ise temiz enerji, yeşil sanayi, dirençli altyapı ve doğa temelli yatırımların finansmana uygun hâle getirilmesini içeriyor.

TSB, iklim riskinin artık yalnızca çevresel bir sorun değil; kamu bütçelerini, şirket bilançolarını ve hanehalkını doğrudan etkileyen bir bilanço riski olduğuna dikkat çekti. Sigorta koruma açığı büyüdükçe afet ve iklim kaynaklı kayıpların haneler, işletmeler ve kamu bütçeleri üzerinde kaldığı belirtildi.

Bu çerçevede sigorta sektörünün rolü, hasar gerçekleştikten sonra tazminat ödeyen bir yapıdan; riski gerçekleşmeden önce gösteren ve azaltan, şehir planlama ve tasarım süreçlerine veri sağlayan proaktif bir risk yönetimi ortağına doğru genişliyor.

Sigorta Evi beş alana odaklanacak

COP31 kapsamında kurulacak Sigorta Evi’nin çalışmaları beş uygulama alanında yürütülecek.

İklime dirençli şehirler ve afet risk finansmanı başlığı altında, şehirlerin iklim afetleri karşısında kamu bütçelerini ve kritik hizmetleri nasıl koruyabileceği ele alınacak. Temiz enerji ve yeşil sanayileşme alanında, sigorta kapasitesinin yatırımların ölçeklenmesinde bir darboğaza dönüşmesinin önüne geçecek çözümler üzerinde çalışılacak.

Gıda güvenliği ve doğa temelli çözümler kapsamında sigortanın hem geçim kaynaklarını hem de doğal sistemleri koruyabilmesine yönelik modeller değerlendirilecek. Veri, modelleme ve iklim risk haritası çalışmalarında risk verilerinin yalnızca raporlama amacıyla değil, yatırım ve fiyatlama kararlarını değiştirecek biçimde kullanılması hedeflenecek.

Kapsayıcı dayanıklılık alanında ise iklim politikalarının yalnızca varlıkları değil, insanları ve toplum sağlığını da koruyacak biçimde tasarlanmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.

TSB ve UNEP FI iş birliğiyle iki aşamalı program

Sigorta Evi programının ilk bölümü 11-12 Kasım tarihlerinde “TSB Liderliğinde Sektör Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek. Yerel ve sektörel kapasiteye odaklanacak buluşmanın teknik gündeminde şehir afetlerinin finansmanı, temiz enerji yatırımlarının sigortalanabilirliği, gıda güvenliği modelleri ve teşvik yapıları yer alacak.

Programın 13-14 Kasım tarihlerindeki ikinci bölümünde ise Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) iş birliğiyle “Global Sustainable Insurance Summit” düzenlenecek. Zirvede finansal istikrar, sigorta koruma açığı, sürdürülebilir risk kabulü, doğanın finansal sisteme entegrasyonu ve kapsayıcı dayanıklılık konuları ele alınacak.

TSB, programın başarısını katılımcı sayısıyla değil, COP31 sonrasında uygulanabilecek modeller, iş birlikleri ve kalıcı projeler üretilmesiyle ölçmeyi amaçlıyor.

COP31 sonrasında kalıcı iş birliği hedefleniyor

Sigorta Evi çalışmalarından beş somut çıktı elde edilmesi hedefleniyor. Bunların başında bölgesel ve sektörel risklerin bilimsel modeller ve ekonomik maruziyetler üzerinden raporlanacağı “Türkiye İklim Riski ve Sigorta Çalışması” geliyor.

Afet finansmanı, koruma açığı ve kamu-özel sektör modelleri için uygulanabilir politika çerçevelerinin oluşturulması; erken uyarı, tarım, enerji ve doğa temelli çözümlerde uluslararası ölçekte kanıtlanmış şirket uygulamalarının paylaşılması da hedefler arasında bulunuyor.

COP31 sonrasında araştırmalar ve uluslararası temaslarla faaliyetlerini sürdürecek kalıcı bir iş birliği platformu kurulması ve kamu, özel sektör ile uluslararası kuruluşların katılımıyla yeni risk transfer mekanizmalarının pilot uygulamalarının geliştirilmesi planlanıyor.

TSB’nin COP31 vizyonunda Türkiye, yalnızca başarılı uygulamaların sergileneceği bir ülke olarak değil; şehirleşme, afet, tarım, enerji ve sanayi dönüşümü gibi çok katmanlı risklerin eş zamanlı yönetildiği küresel bir “uygulama ve öğrenme alanı” olarak konumlandırılıyor. TARSİM’in tarımsal risklerdeki kamu-özel sektör iş birliği modeli ile DASK’ın büyük ölçekli afet risklerinin havuzlanması ve önceden finansmanındaki deneyimi de bu yaklaşımın kurumsal altyapısını oluşturuyor.

TSB, iklim dönüşümünün finansmanının riskin finansmanından ayrı düşünülemeyeceğini vurgularken; iklim risklerini ölçmeden ve azaltmadan sigortalamanın, sigorta mekanizması kurulmadan da sürdürülebilir finansmanın mümkün olmayacağı mesajını verdi.